çocuk pisikolojisi 0-6 yaş

25/3/2009 · Kategori: çocukların pisikolojisi 0-6 yaş

ÇOCUK PİSİKOLOJİSİ

Son yıllarda çocuk psikolojisi ebeveynler tarafından önemsenmeye başlasa da halen bir psikoloğa gitmek bir çok insan için, tabu olma özelliğini halen koruyor. Anne-babalar çocuklarını psikoloğa götürmek için defalarca düşünüyor, sorunları çözmek için çeşitli yöntemleri deniyor ve en son çare olarak bir psikoloğa başvuruyor. Psikoloğa gitmeye karar verene kadar sorun iyice ilerliyor, bu da çözüme ulaşmayı güçleştiriyor. Pek çok aile, ilkokuldan itibaren çocuklarının eğitimi için ciddi bir bütçe ayırıyor, oysa çocuklar için yapılacak yatırımın en büyüğü ilk 6 yılda yapılmalı, çünkü kişilik gelişiminin yüzde yetmişbeşi okul öncesi dönemde tamamlanıyor. Bu dönemlerden sonra çocuğunuzu daha iyi koşullarda yaşatabilirsiniz, ama daha sağlıklı ve mutlu, daha güvenli ve sosyal, daha zeki ve kendini geliştiren bir insan olmasına katkınız çok azalır.
Hangi durumlarda psikoloğa gidilmeli?
Aileler psikologlara çocuklarıyla ilgili aşağıdaki durumlar için başvurabilir.
· Gelişim kontrolü için
· Davranış ve uyum bozuklukları, hastalıkların tedavisi, sakatlıklar için
· Aile ile ilgili sorunlar ve yaşam değişiklikleri için
· Psikolojiyle ilgili sorulara yanıt için
Gelişim kontrolü
Psikoloğa gitmek için çocukların herhangi bir sorun yaşamasını veya bir hastalık, davranış bozukluğu geliştirmesini beklemek yanlıştır. 0-6 yaş döneminde çocukları, gelişim kontrolü yaptırmak için düzenli aralıklarla bir uzmana götürmek gerekir. Gelişim kontrolü seanslarına psikoloğun da onayıyla, anne-babalar, çocuk bakıcıları veya çocukla ilişkide olan diğer aile büyükleri de katılabilir. Gelişim kontrolleri sayesinde anne-babaların edinecekleri bilgiler aşağıdaki gibidir;
· Çocuğunuzun gelişiminin normal olup olmadığını öğrenirsiniz. Gelişim kontrolü seanslarında çocukların gelişimleri 5 grupta incelenir; fiziksel, hareket, dil, sosyal-duygusal, zeka gelişimi.
· Geriden gelen gelişim alanlarını ve bu alanları desteklemek için yapmanız gerekenleri öğrenmiş olursunuz. Psikoloğunuz size bu alanı geliştirmenizi sağlayacak egzersizler, oyun ve oyuncaklar önerecektir. Örneğin, siz çocuğunuzun konuşma problemi olduğunu ancak 18. ayda farkedebilirsiniz, ancak bir psikolog bunu 8-10 aylar arası farkedip, dil gelişimini destekleyici egzersizlere ağırlık vermenizi sağlayabilir. Bu şekilde sorunlar çıkmadan önleyebilirsiniz.
· Çocuğunuzun gelişimini desteklemek için neler yapabileceğinizi öğrenirsiniz.
· Çocuğunuzun zayıf ve güçlü yönlerini, eğilimlerini ve bunları geliştirme yollarını öğrenirsiniz.
· Çocuğunuzla sağlıklı iletişim kurmayı öğrenirsiniz.
· Farkına varmadan yaptığınız hataları görme ve düzeltme olanağı bulursunuz.
· Çocuğunuzla oyun oynamayı ve ona herhangi bir şeyi doğru yöntemlerle öğretmeyi öğrenirsiniz.
· Spor, sanat veya bilimin herhangi bir dalına çocuğunuzu sağlıklı bir şekilde yönlendirmeyi öğrenirsiniz.
· Yaşına göre hangi oyun ve oyuncakları tercih etmeniz gerektiğini öğrenirsiniz.
· Çocuğunuzun içinde bulunduğu dönemle ilgili gerekli bilgileri ve bu dönemlerde dikkat etmeniz gereken konuları öğrenirisiniz. Örneğin; 8 ay civarı yabancılardan korkma, 12 ay civarı özgürlüğünü ilan etme, 18 ay civarı tuvalet eğitimine hazırlık vb.
· Ortaya çıkabilecek olası uyum ve davranış bozuklukları ve hastalıkları hızla teşhis edebilme, önlem alabilme ve tedaviye başlayabilme olanağı bulursunuz.
Gelişim kontrollerine başlamak için en ideal dönem 6-8 aylar arasıdır. Psikologlar gelişim kontrollerini farklı periyotlarla yapabilirler. Çocuğun gelişimine göre seanslar daha sık yapılabilir. Ancak gelişimi normal çocuklar için genellikle aşağıdaki program yeterli olmaktadır.
6 - 36 ay arası 2 ayda bir görüşme
3 yaş - 6 yaş arası 4 ayda bir görüşme
Davranış ve uyum bozuklukları, hastalıklar, sakatlıklar
Aileler, yaygın gelişimsel bozukluklar, cinsiyet anomalileri ve kromozomal bozukluklar için psikologlara başvurabilir. Örneğin, otizm, hiperaktivite ve dikkat dağınıklığı, down-sendromu, zeka geriliği, konuşma bozuklukları, öğrenme güçlükleri gibi hastalıkların tedavisinde psikologlardan yardım alınabilinir. Bu hastalıklarda tıbbi tedavi gerekliyse, psikologlar destek tedavi programlarını yürütürler. Bunun dışında bu hastalıkların tanısının konamadığı durumlar olabilir, ancak çocuğun hastalığa eğilimi vardır; bu durumlarda tıbbi tedavi uygulanamaz ama bir psikologla düzenli çalışarak, egzersiz yapılarak sorunu tamamen çözmek veya sorunun ilerlemesini engellemek mümkün olabilir.
Kaza sonucu ve doğuştan olan sakatlıklarda da, tıbbi tedavilerin yanı sıra, psikolojik destek almak hem tedaviye uyumu artırır, hem de çocuğun ve ailenin sorunla başaçıkmasını kolaylaştırır. Bu tür sakatlıklara örnek olarak, körlük, sağır ve dilsizlik, ortopedik sakatlıklar, ağır konuşma bozuklukları vb. Verilebilinir.
Uyum sorunları ve davranış bozukluklarının tedavisinde çoğunlukla psikolojik yardım tek başına yeterli olmaktadır. Bu sorunlar çok yaygındır ve bir çok aile bunları yardım almayı gerektirir bir sorun olarak görmez. Anne-babalar genellikle, bu tip sorunların kendiliğinden geçmesini bekler veya sorunu gidermek için o kadar sağlıksız yöntemler dener ki, sorun yer değiştirerek başka bir forma girer veya büyüyerek çözülemez hale gelir. Uyum ve davranış bozukluklarına örnek olarak aşağıdaki sorunları sıralayabiliriz;
- Gece korkuları
- Fobiler
- Kaygı bozukluğu
- Parmak emme (bebeklik dışında)
- Tırnak yeme
- Öfke ve saldırganlık
- Altını ıslatma
- Dışkı kaçırma veya tutma
- Kekemelik
- Tikler
- Yalan söyleme
- Çalma
- Kardeş kıskançlığı
- Cinsel sorunlar ve mastürbasyon
- Yeme bozuklukları
- Uyku bozuklukları
- İçe kapanıklık
- Aşırı inatçılık
Ailelerin bu sorunları çözmede yaptıkları en büyük yanlışlardan biri sorunu ortadan kaldırmaya çalışmaktır. Oysa, soruna yol açan sebebi ortadan kaldırmak gerekir. Yoksa sorun ya büyüyerek veya yeni bir sorun olarak bir süre sonra yeniden ortaya çıkar. Örneğin tırnağını yiyen bir çocuğu baskı yoluyla veya çeşitli cezalarla bu alışkanlığından vazgeçirebilirsiniz, ancak tırnak yeme alışkanlığına yol açan duygusal sebepler ortadan kalkmadıkça sorun tekrarlar veya çocuk altına kaçırma vb. Gibi yeni bir sorun geliştirir.
Aile ile ilgili sorunlar ve yaşam değişiklikleri
Boşanma, aile bireylerinden birinin ölümü, bakıcının değiştirilmesi, şehir veya ev değişikliği, okula başlama, kreşe başlama, kardeş doğumu ve annenin işe başlaması gibi yaşam değişiklikleri çocuklar için önemli duygusal sorunlara yol açabiliyor. Yetişkinler gibi, çocuklar da bu tip değişimlerden farklı düzeylerde etkilenebiliyorlar. Bu değişimlerden önce psikoloğa başvurarak çocukların bu değişime hazır olup olmadıklarıno öğremekde ve hazır değillerse bu olayların çocuklara nasıl anlatılabileceği konusunda danışmakta yarar vardır. Özellikle boşanma ve kardeş doğumu konularında mutlaka birkaç seanslık danışmanlık alınması gerekir; birçok çocuk bu değişimlerden çok etkilenmektedir.
Psikolojiyle ilgili sorulara yanıt
Aileler çocuklarının psikolojilerine zarar vermeden bazı basit sorunları çözebilmek için de psikologlara başvurabilirler. Bu sorunların bir kısmı basit önerilerle giderilebilir. Sağlıksız yöntemlerle çözüldüğünde ise yukarıda sayılan uyum bozukluklarına veya duygusal sorunlara yol açabilir. Sorunların hepsinin çocukluk çağlarında ortaya çıkmadığını, çocukluk dönemlerinde yaşanan olayların ve sağlıksız eğitim yöntemlerinin ergenlik ve yetişkinlik dönemlerinde ortaya çıkan sorunlara zemin hazırladığını da unutmamak gerekir. Ailelerin yanıtlarını merak ettiği sorulara aşağıdaki örnekler verilebilir;
- Çocuğumu kreşe hangi yaşta göndermeliyim?
- Başını duvara vuruyor, nasıl engel olabilirim?
- Yüzümüze vuruyor, bu davranışından nasıl vazgeçirebilirim?
- Çok inatçı, her dediği yapılsın istiyor, ne yapabilirim?
- Yatağını ne zaman ayırmalıyım?
- Bana çok düşkün, onu kendimden nasıl uzak tutabilirim?
- Ders çalışmayı sevmiyor, nasıl ders çalışmasını sağlayabilirim?
- Okula gitmek istemiyor, ne yapmalıyım?
- Kardeşine vurmasını nasıl engellerim?
Psikologlarla ilgili yanlış bilgiler
Psikologların herkese uygulanabilen hazır reçeteleri vardır.
Psikologların sihirli değnekleri vardır; bir seansta sorunları ortadan kaldırırlar.
Psikologlara herşeyi anlatmaya gerkek yoktur, ailelerin sırlarını paylaşmaları gerekmez.
Psikolağa gitmek için hastalık geliştirmek gerekir.
Psikologlara sadece tedavi amacıyla gidilir, bir sorun yoksa ve herşey yolundaysa gidilmez.
Psikologlara danışmanlık ve kontrol amacıyla gidilmez.
Psikologlar sizin farkedemediğinizi farkedemez; sizin çocuğunuzu sizden daha iyi tanıyamaz. Hiperaktif Çocuklar İçin Evde ve Okulda Neler Yapılabilir?
Hiperaktif çocuklarla neler yapılabilir?

Hiperaktif çocularla neler yapılabileceği konusunda ayrıntılı bilgiler içeren bir yazı.

1. HIPERAKTIVITE TANIMI

Ergenliğe kadar uzanan çocukluk çağının tümünde gelip geçici veya uzun süreli bir özellik olarak aşırı hareketlilik görülebilir. Hiperaktivite veya hiperkinezi de denen bu uyum sorunu içinde organik kaynaklı MB.D (Minimal Brain Dysfunction) özel ve Önemli bir yer tutar (Aydoğmuş. 1984. s.514).

Minimal Brain Dysfunction kelimelerinin baş harflerinden oluşan MBD. doğuştan hafif motor koordinasyon kusuru olan ya da hareke! sistemi koordinasyonu erken yaşlarda gecikerek olgunlaşan çocukları ifade ederken kullanılmaktadır. Zeka problemi olmayan bu çocuklar, sarsak, beceriksiz, aşırı hareketli, dikkati zayıf çocuklardır (Madi. 1989. s.51).

Özellikle okul çağma gelince daha kola}" tanınan bu çocuklar, okul öncesinde de yaşıtlarından çok değişik bir görünüm içindedirler. Anneler bu çocukları '"Düz duvara tırmanan" çocuklar olarak nitelendirirler. Bir dakika oturmadan anneyi gün boyu ardından koştururlar. Koltukların üstünden atlar. dolaplara tırmanırlar. Boyundan büyük işlere kalkışırlar. Düşseler de. yaralansalar da taşkınlıkları sürer gider. Kuşkusuz böyle bir çocukla gün bo_ u uğraşmak zorunda kalan anne yorulur, katlanışı (sabrı) tükenir. Sen tepkiler ve cezalarla çocuğu dizginlemeye çalışır. Anne-çocuk ilişkisi gittikçe bozulur, ama, çocuk durulacağı yerde daha çok azar. Böylece, anne ile çocuk, kısır bir döngü içine girerler. Kimi anne bu tür çocukların daha bebekliklerinde kıpır kıpır ve tedirgin olduklarını anımsarlar (Yörükoğlu. 1983. s.265).

Hiperaktivite. dikkat süresinin kısalığı, engelleme) e yönelik denelim eksikliği nedeniyle davranışlarda veya bilişle onaya çıkan ataklık e huzursuzluktur (Haris, 1994. s.8).

II- HİPERAKTİVİTENİN GÖSTERGELERİ

Hiperaktivite genellikle 6-8 yaşları arasında fark edilir. Tedavide önemli olan erken tanınmasıdır.

Erken Semptomları: -Devamlı huzursuzluk, sebebsiz bağırma. uykusuzluk, memnun olmama
telaşlı, hareketli, karmaşık düzeni çocuktaki aşırı hareketliliğin ve tedirginliğin başlıca sebebidir. Bütün çocuklarda kısa süreli, gelip geçici aşırı hareketlilikler görülebilirse de şiddetli ve uzun süreli olanlara önem vermek ve tedavi ettirmek gereklidir (Ay doğmuş. 1983. s.9).

Ergenlik döneminde Hiperaktivite bozukluğu olan çocukların bu dönemi daha zor geçirdikleri belirtilmiştir. Anne-baba çocuk arasında en sık karşılaşılan sorunlar genellikle şu konularda yaşanmaktadır.

• Ders çalışma ödevlerini yapma

Evde yapılması gereken işlere yardımcı olma. sorumluluklar yerine getirme

• İyi arkadaş seçme
• Boş zamanlarını yaşma uygun yerlerde geçirme
• Diğer aile bireylerine saygılı davranma, onların özgürlüklerine engel olmama,
• Ev dışında olduğu zamanlarda sorumlu bir biçimde davranma
• Eve belirtilen zamanlarda dönme
• Sigara alkol kullanma

Bu konulardaki çatışmaların temelinde herkesin tahmin edebileceği gibi. gencin kendi istediği gibi davranma isteği, anne babanın ise otorite'yi sürdürme ve kontrolü bırakmaması beklentileri yatmaktadır (Aydın ve Ercan. 1999. s. 165-Î66).

Başlangıcı genellikle 3 yaş dolaylarında olmakla birlikte tanı düzenli öğrenim için gerekli dikkat süresi ve yoğunlaşmasının gelişmesinin beklendiği ilkokul yıllarında konulmaktadır. Populasyonun yaklaşık %3 ile 6 sında gözlenir. Erkek/Kız oranı 3/1 dir.

III- HİPERAKTİVİTENİN ETİYOLOJİSİ (NEDENLERİ)

1- Genetik Nedenler: Hiperaktif çocukların ailelerinde anti-sosyal kişilik bozukluğu, histeri, alkolizm ve madde bağımlılığının daha sık olduğu ortaya konmaktadır.
Çok düşük doğum ağırlıklı çocukların ve daha seyrek olarak genetik kökenli tiroid bozuklukları gibi durumlarla da hiperaktivite görülmektedir.

2- Beyin Hasan: Perinatal dönemde gizli yada açık minimal derece de santral sinir sistemi hasarı olduğu belirtilmektedir. Prematüre doğum oranında sık olduğu ve prenatal dönemde gelişmekte olan sinir sisteminde fiziksel hasarın bulunduğu belirtilmiştir.
3-
Nörofızyoloji ve beyin görüntüleme çalışmaları: İnsan beyni belirli dönemlerde hızla büyür. Bunlar 3-10 ay. 2-4 yaş. 6-8 yaş ve 14-16 yaşlar arasındaki dönemlerdir. Olgunlaşma geriliği olan çocuklarda geçici bulgulara rastlanır.
4-
Gıda ve katkı maddeleri: Her ne kadar boya maddeleri ve gıda katkılarının, şekerlerin yada kurşunun bu bozukluğa neden olabileceği öne sürülsede. bununla ilgili bilimsel kanıtlar yoktur.
5-
Psikososyal etkenler: Bozukluğu olan çocukların sıklıkla parçalanmış ailelerden geldiği, anne-babanın sürekli geçimsizliği ve ana-babada psikiyatri bozukluklar ile tek yada ilk çocuk olma oranının kontrollerden daha fazla olduğu bildirilmektedir. Eğilim yaratan nedenler arasında çocuğun huyu. genetik ailesel nedenler ve toplumun davranış ve başarı ile ilgili beklentileri vardır.
6-
Risklerin belirlenmesi: Annenin gebelik öncesinde yada gebelik sırasında tıbbi durumu, duygusal zorluğu, sigara alkol kullanımı yada doğum komplikasyonları risk oluşturan nedenler arasındadır. Çocuğun öyküsünde kala travmalarının sıklığı ile dikkat eksikliği tanısı arasında belirgin ilişki olduğu öne
sürülmektedir (Haris, 1994. s.5).

IV. AKADEMİK PROBLEMLER VE ÖĞRENME GÜÇLÜĞİ

Hiperaktif çocuklarda okulda en az diğer arkadaşları kadar başarılı olabilirler. Bir çocuğun hiperaktif olması asla onun yeterince zeki olmadığı anlamına gelmez. Bu çocuklar düzensizve dikkatsiz olabilirler, fakat bu onların öğrenme yeteneklerinin olmayışından değil, hiperaktiviteden kaynaklanmaktadır. Göz önünde tutulması gereken nokta, hiperaktif çocukların önemli bir kısmının
öğrenme güçlüğü çektiğidir. Hiperaklif çocuklar genel zeka testlerinde normal kontrol grubundan önemsiz derecede düşük puan almışlardır (Haris 1994. s.6).

Oysa Öğrenme Yetersizliği ile Hiperaktivite zaman zaman karıştırılmakta öğrencilerin başarısızlığı öğrenme yetersizliği olarak ele alınmaktadır. Oysaki bu ayırımın iyi yapılması çok önemlidir.

Öncelikle hiperaktivite ile öğrenme yetersizliği durumlarının benzerliklerinin farklılıklarının ele alınması gereklidir. Başlangıçta minimal beyin hasarı adı altında yer alan özelliklerin günümüzde öğrenme yetersizliğine ait özellikleri oluşturduğu görülmektedir. 1987"de öğrenme yetersizliği üzerinde yapılan ulusal bir konferansta dikkat eksikliğinin öğrenmede bir takım problemlere neden olabileceği fakat dikkat eksikliğinin kendi başına öğrenme yetersizliğine neden oluşturmayacağı belirtilmiştir. Öte yandan öğrenme yetersizliğinin dikkat eksikliğinden dolayı ortaya çıktığı inancının da arttığı görülmüştür. Gerçekte birbirinden hayli farklı olan öğrenme yetersizliği ile hiperaktivite kavramları Bruck'a göre de son derece içiçedir ve öğrenme yetersizliği olan çocuklar aşırı hareketliliğin yol açtığı sıkıntılar yüzünden sosyal ve duygusal güçlükler yaşamaktadırlar. Lerner'a (1993) göre hiperaktivitenin birçok özellikleri öğrenme yetersizliği olanlarda görülmesine karşılık hiperaktivite bir öğrenme yetersizliği değildir. Bu iki durumun hangi oranda bir arada bulunduklarına ilişkin değişik bulgular vardır, Silver'a göre öğrenme yetersizliğine sahip olan grubun, yanlızca %20"sinde hiperaktivite varken Vvong'a (91) göre ise öğrenme yetersizliği olanların °o30 ile %4u'mda Hiperaktivite vardır

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz! Arkadaşına gönder!

0 yorum yazılmıştır

« Önceki :: Sonraki »